Duygulanım İhtiyacı ve Filmler: Neden Korku ve Dram Filmleri Keyif Veriyor?

Psikoloji bilimi sayesinde insanların olumlu duyguları deneyimlemek için daha motive olduklarını biliyoruz. Haz odaklı yaklaşım da bu durumu destekleyen bir teori ile karşımıza çıkıyor. Ancak, buna rağmen dram ve korku filmi izlemeye olan ilgi de oldukça yüksek. Hatta araştırmalar seyircinin aldığı keyfin olumsuz duygular ne kadar yoğun olursa o kadar arttığını söylüyor. Bu noktada ortaya çıkan paradoksla ilgili 2010 senesinde bir araştırma gerçekleştiriliyor. Temelde, üst-duygu diye adlandırılan kişinin duygusunun kendisine dair düşünce, duygu ve tutumlarını kapsayan olgunun film seçimi üzerindeki etkisine bakılması amaçlanıyor. Ayrıca, üst-duyguyu da barındıran ancak daha geniş bir kavram olan kişilerin duygu yaratan bir deneyime karşı kaçınma veya dahil olma motivasyonları anlamında gelene duygulanım ihtiyacı kavramı da araştırma tarafından göz önünde tutuluyor.

Çalışma yapay ortamda değil sinemaya giden kişilerle doğal ortamda gerçekleştiriliyor.

Araştırma en güçlü yanlarından birisi laboratuar ortamı yerine gerçek deneyimler üzerinden toplanılan verilere dayandırılıyor olması. Yani, araştırma için, kendi istekleriyle korku ve dram filmlerini izlemeye giden kişilerle çalışıyor. Toplamda cinsiyet ve eğitim seviyesi bakımında karışık dağılıma sahip 119 kişinin katılımı ile araştırma gerçekleştiriliyor. Süreç kapsamında da bu kişilerden üst-duygu ce duygulanımihtiyacı kavramlarına yönelik ölçekleri doldurmalarını istiyorlar.

Duygulanım ihtiyacı üst-duygu ve filmden alınan keyfi belirlemede rol oynuyor.

Sonuçlar, duygulanım ihtiyacının yüksek olduğu bireylerin olumsuz ve karmaşık duyguları daha fazla normal karşıladığını gösteriyor. Bununla beraber, bu duygulara yönelik üst-duygu kapsamındaki bakış açılarının daha olumlu olduğu ortaya koyuluyor. Başka bir deyişle, duygulanım ihtiyacı yoğun olması dram ve korku filmlerinden keyif alınmasını sağlıyor. Ayrıca, araştırmacılar, bu sonuç üzerinde bir cinsiyet farklılığının olmadığını da belirtiyorlar.  Yine, çalışma kapsamında, araştırmacılar kişilik özellikleri kontrol değişkeni olarak ele alıyor ve sonuç üzerinde yaratabilecekleri etkileri engelliyorlar.

Genel hatlarıyla araştırma, her ne kadar olumlu duygular ve deneyimler kişiler tarafından çoğunlukla tercih edilenler olsa da, olumsuz duygu deneyimlemeye de insan olarak ihtiyaç duyduğumuzu anlayabilmek adına bir hatırlatma niteliği taşıyor.

Kaynak:

Bartsch, A., Appel, M., & Storch, D. (2010). Predicting emotions and meta-emotions at the movies: The role of the need for affect in audiences’ experience of horror and drama. Communication Research37(2), 161 – 190.

330